Ece Ceren's profile"kırmızı plankton"PhotosBlogLists Tools Help

"kırmızı plankton"

CapisCo!!
02 02  
Photo 1 of 33

Ece Ceren Onder

Occupation
Location
Interests
anadolu üniversitesi
mimarlık

wEathER

Loading...
May 28

23.

Kendini ifade etme ettirme derneği bir dernek var mi? Varsa üye olacağım. Böyle bir kurs falan da olabilir. Çalışa çalışa olacak bir şeyse hazırım çalışmaya.

İçimde yumakcık olan şey(?) neyse ucundan tutup çekmek istiyorum, ama ucu yok bulamıyorum. Halime bir neden aradım, arıyorum da hala. Son tespitim de şu oldu: benim bu ara bir –öngörü problemim- var. Öngöremediğim şeyler, çoktan seçmeli ve genelde H) hepsi de olabilir. şıkkı doğru olan sorular, belirsizlik yağmurları şeklinde yağıyor üzerime. Şemsiyemin de ortasına biri makas atmış sanki.

   _Değişmeyen tek şey değişimse neden huylu huyundan vazgeçmez? Huylar değişmez mi?

   _’Ben böyleyim’ler gerçekten doğru mu? Oysa ben onları hep kolaya kaçma taktiği sanıyorum.

   _Neyi niye değiştiririz? Değişmek her zaman gelişmek değil ki.

   _Bir şeyi 40 kere söylersek o şey olur mu, yoksa o şeyin aslında olmadığına kendimizi mi inandırırız?

Sorularım, çelişkilerim var belli bir matematiğe oturtmadan çözmek istediğim. Hepsi öngöremediklerimle alakalı. Sis pus ne ararsan var. Görüş mesafem bir kirpi boyu kadar az olunca istiyor ki insan bari hiç görme daha iyi. En azından ne göreceğim stresin biter. Hani kör insanlarda garip bir iç huzur vardır ya, yüzlerine yerleşmiş sürekli bir tebessüm. Görmek yada görememek, görmeye çabalamaktan daha az yorucu.

Bu garip kendini ifadeye çabalayan beceriksiz insan yazısını yazmış ve en iyi makyaj çıkarıcının tuzlu su olduğunu keşfetmiş olmanın verdiği halen rahatlamamış ruh haliyle, boş bir zihinle yatağıma yönleniyorum. Uyur.

January 23

kötü alışkanlıklara dönüş yazısı

   Bir gunde gece ve gunduz dedigimiz kisimlar olmasi beklenirken, su donem gunesin dogusunun benim yatma vaktimle paralel olusundan gun-gece-ogle kavramlarim iyice sasmis durumda. Aksamustu 4te uyurken, sabaha karsi 4te aksam yemegi yiyor olabiliyorum. Bir garip oldum, gunduz insan icine cikinca bana uzayliyim gibi davranilmasina bile alistim, zira onlar da bana uzayliymis gibi geliyor zaten. Buna final sendromu mu dersiniz, bolum kasveti mi bilmiyorum da, tam da proje teslimine denk gelen bazi durumlar, kafalara soru isaretleri kondurmuyor degil.

   Duyunca sasirdim, duyunca uzuldum. Daha dun yarisma tebrikleri alirken bugun sanal yollardan onun  aci haberini birbirimize iletiyoruz. Sebebi ne olursa olsun, neler birikiyorsa icinde ustune gelen her negatif durum tetikleyebiliyor insani.  Buna juri stresi, teslim telasi da dahil. Zira uzerine 100.000 tonluk bir yuk binmis gibi hissetmek, hem fizyolojik, hem de psikolojik acidan seni tam anlamiyla yamultuyor. Basinda duran hakem 3-2-1 diye sayma anindayken her seferinde tekrar dogrulan Rocky direncinde, dusup bayilip, tekrar kalkman gerektiginde son enerji toplarini ziplatip yine kalkiveriyorsun. Bu sefer o kalkamadi. Hayatin maci icinde kendi kendini nakavt etmeyi secti. Uzuldum,gercekten neyin sorun, neyin degil oldugunu anlamakta gucluk cektim. Hayat dedigin bu mu? Bu kadar mi olmaliydi..

   Simdi herkes etrafa saskin ve bos gozlerle bir kac saniye(!) bakiyor. Bilmiyoruz ki bakmamiz gereken kendi icimiz. Icimizde cozulmeyi bekleyen dugumler..

    Ha bu arada ben biraz kendi icime baktim ve onun sozunu dinlemeye karar verdim. Gezmelere gidiyorum :)) Canim arkadaslarimla. Yeni yasima taa Ispanya’da, taa Barselona’da ve tabi yine yollarda girmek uzere..                                          

 

             

 

November 16

ISSIZ ADAM UZERiNE

 

Bu kadar sicagi sicagina oldugu icin bu kadar dolu yazacagim.

   Tesadufler dokunuyor.Yillar gecse de ustunden unutulamayabiliyor.Bunca tereddutler ve telaslar icinde(rengi ne olursa olsun)kendine ayirdigin 2 saat seni bulundugun yerden alip,dunyanin obur ucuna dokundurabiliyor.

   2 saatin hemen sonrasi kapisindan girdigim issiz evim,elimdeki kalemim,saatin kaci gosterdigi,tam da suc ustu yakalanmislik hissi,nedense dusunerek yazmam(pek yapmadigim bir sey)korkutuyor.Surukluyor.Kelimeleri kivrandiriyor.

   Film,benim icin bir gerilim filmiydi.Acikca gerildim.Kimse aglamiyor sanip gozyaslarimi iceri sokmaya calismam da eziyet vericiydi.Hangimizin hayatinda yok ki bir issiz adam/kadin dedirten fakat hayir ya,bu kadar da gercek,bu kadar da bugun olmaz diye sasirtan…Ve zaman,yalan,guven,kadin,mekan,adam..Hepsine sanki bir“dur!”demek lazim gibi hissettiren.“Agir ol.. Yavasla.”

   Ve belki ipuclari bu kadar ortusur olmamaliydi ve belki filmin son on dakikasi tek kisilik issiz adaya dusen ucak gibi olmamaliydi ve benim bunlari yazarken kalemim kirilmamaliydi.

   Cagan Irmak nereden topladin bu ipuclarini nereden boyle siradan ama enfes bir film yapabildin bilmiyorum ama film iste..Sonucta film,sonucta senaryo,sonucta hayal,sonucta hayat sanki.

  Sonucta bu yaziyi okuyacagini biliyorum.(Hayir sen degil,sen de degil,sen de.Sensin.Biliyorsun.) Bilmesen de izleyince dokunacak sana da,onu da adim gibi biliyorum.Cunku sonucta kadin,adam,hayat..

        382

 

September 18

.20

DiNAMiKLiGiN SALTANATI

Bu kez yazdiran iste tum bu sehirler..

Yasadigim, gordugum, gorecegim kilometreler. Tekerlekler, vagonlar, guverteler, kanatlar..

Arjantindeki Koreliler, Fijideki Kanadalilar. Evime gelen Litvanyalilar, ziyaretine gittigim Katarlilar..

Bunlar saydam, bunlar hayal. Gerceklesen tek sey ise mesafeler. 3 merak sonra, 4 heyecan ileride, 1 cesaret solda. Bulmasi zor degil, tam orada yeni bir sehir. Yada eskiden gittiklerimden bir tanesi, veya ileride yasayacak oldugum. Karnesine cografyasi 15 dusmus belli ki. Uygulamali tatil hediye edilmis birilerine. Gez, gor, yasa, ogren demisler. Dile kolay 22 yil, 10 sehir yasadigim. Nefret de etmiyorum, gurur da duymuyorum. Sadece yerlesik bir hayata hayranlikla bakiyorum.

Her sehirde bir hayran biraktim. Gecerken bana seslensinler diye, cunku tekrar gitmeden duramiyorum, cunku insan eskimiyor ve benim hepsini daha yillarca goresim var.

Sadece hayran oldugun seye yakindan bakinca, aslinda o kadar da mukemmel olmadigini gorme ihtimali  korkutuyor insani. “Hayran oldugum bu sehirler degil, bu insanlarmis aslinda” dedirten seye yurekten inanmak istiyor insan. istiyor..

         world_map

May 05

.19

       N`IHAYET -

  Sonucsuz cabalarin bir arifesi olsaydi eger, bayramin son gununu yine de gormek ister miydin?

  Temamiz cabalarin sonucsuz kalmasiysa, ya caba gosterdigimizi saniyoruzdur, ya gercekten talih bize teget geciyordur, ya da su orta kalite talihsiz insanlarla karsi karsiya gelmisizdir. Hani kendini bilenden degil de, bildigini kendi zannedenlerden bahsediyorum.

  Insan durdugu yerde buyuyemiyor. Yasini aldikca aslinda geride biraktigin yaslarin seni arkandan itekliyor. Her seferinde arttiklari icin de daha guclu oluyorlar ve daha kuvvetle itip, sarsici olabiliyorlar. Kucukken yillar bu nedenle yavas akiyor belki de. Ilerki yaslara tutunmak istiyor, heves ediveriyoruz, buyudukce geridekilere kendimizi nasil da birakmak isteyecegimizi bilmeden.. Her birini nasil da teker teker toplamak isteyecegiz birileri gelip ustlerine basmasinlar diye kim bilir. Kim bilir belki de istemeyenler olacaktir.

  Ama ben, bir falci onundeki sihirli kitaptan hayatimin 26. sayfasini acip ozenle bana okudugundan beri, geriye donup butun yaslarimi ve tum dusurdugum yaslarimi toparlamak istiyorum. Cunku hepsini cok seviyorum. Bencil ve ozgur bir sevgi bu, ama asla cabasiz olmayan. Caba gostermedigim bir zaman dilimi varsa, o da her daim icinde bulundugum zamandir. Kim icinde durdugu zaman adina caba gosterdigini soyleyebilir ki zaten? Sen mi? -hayir- Cabayi gorunur kilan zamandir. Zaman yedikce anlam kazanir cabalar.  mtv.com.tr/mplay/detail.aspx?ClipId=4338  Bekledikce anlanir..

  Buradan bir sonuca baglamayacagim. Bu da beklenen gibi bir sonuc paragrafi degil. Bu yazi da oyku olmak icin can atan bir yazi degil(mis). Kendisi size bunu iletmemi istedi. Okudugunuzu bildigimden, ben de iletiyorum. : )

                                                               SON-U`C

March 18

18.

Sabahın körü,el kol dolu,yine o sevmediğim yağmur karşıladı enerjimin tavan yaptığı güzelim günde beni. Sevmiyorum,ötesi yok. Biraz sinirlerimi bozdu,katlanmak zorunda olduğum bir rahatsızlığa soktu. Yok şemsiyeni çıkart aç,elindekileri kolla,gözlüğünü ıslatma derken,biraz değil epey kafamı hoplattı. Neyse ki bu sinir stres öğlene doğru geçti sanırım. Sanırım diyorum zira içerdeydim o vakte kadar,ne zaman dindiğini farketmedim. Kendimi sanki hissetmek zorunda bırakıldığım bir baskı altında kalmış gibi zannedip,pencereden dışarı bakmayı bir an için ertelemişim. Neyse ki kısa sürdü bu durum. Kısa sürmesi hoşuma gitti. Bir aydınlık,derin bir nefes,hoş bir koku vardı artık. Bunlar varken yağmuru görmek istemiyorum. Bundan bir kac zaman önce üstüme çöken bulutları da sağanak kabul ediyorum. Gelip geçtiler. Toprağın yüzüne değip önemsizce dağıldılar,çünkü ne fırtına çıkaracak,doya doya yağacak kadar güçlülerdi,ne de güneşi alt edecek kadar cesur.

İşte yine etrafında döndüğüm güneşimin yanıbaşındayım. Bütün renkleri,sıcaklığı ve enerjisiyle gelen baharın kucağındayım. Gülüşlerimi devrettiğim vestiyerci çocuktan geri aldım.

Tekrar yenile(n)me, ayıkla(n)ma, tazele(n)me zamanı..

.13 girişinden nerdeyse 1 yıl sonra =)

January 09

17. tekrar okundugunda anlamini yitirmeye(cek)n yazi

Derin bir dinginlik ve hissizlik kapliyor icini seneler gectikce. Uzulmeyi ozleyecek kadar normal karsilamaya basliyorsun olup giden seyleri. Her sey siradan ve heyecani derin kuyular dibine saklanmis gibi gelmeye basliyor. Aliskanlik bir sure isyan getircek gibi gelse de aslinda kabugunu kirma cesaretini de alip goturuyor gun gectikce. Aynilasmaya basliyor her sey. Ayni sesler,ayni yuzler,ayni gunler.. Belki yuzlerceler,cesitliler ama aynilar. Her seyi duzene koyma telasi surukleyip gidiyor. Aslinda her sey artik o kadar duzene giriyor ki sen bile farketmiyorsun. Ta ki donup son bir kac haftana bakincaya kadar.Bir bakiyorsun ki ondan onceki haftalar..haftalar birbirinin ayni.

O kadar toplu halde duruyorsun ki nehir seni ancak asindirabiliyor,yerinden asla oynatamiyor. Oysa ki bolunsen ufak tefek taslara,aksan her tarafa suyla.O kiyi senin bu kiyi benim gezersin. Denemek gerek. Yerinde durdukca degisik seylerin olmasi bile degisik gelmiyor zamanla. Eskiden uzen,sevindiren seyler simdi degip geciyor yalnizca.

Bunun adi buyumekse,

Ben kabul etmiyorum.

Olgunluksa,

Onu da istemiyorum.

Ben vakit gecirilesi durumlari reddediyorum. Cevabi bilindik sorulara tahammul edemiyorum.  Ben,arkami donup giderken,biri kolumdan tutsun istiyorum. Her sey bu kadar yolundayken yonum sasirsin,havam degissin,cigerlerim nefes alsin istiyorum.Bambaska bir sey istiyorum.

Bugun bunlari istiyorum,yarin ne isterim onu da bilmiyorum..

October 31

.3 ve 1.

 

 Yollari degil ulasmayi seviyormusum. Artik yoruluyorum yollarda bekleyen biri degil,bir sehirse.

 

  Cok da garip bir haftasonuydu. Pazartesiyi de sayalim,3 gun olsun. Istanbul`a degil de yurumeye vakit ayirmis gibi oldum. Sanki yurumek icin gittim ve sehir yanimdan gecip gitti. Zira cebimde 3 lira, telefonda 3 kontor, 3 gunluk uykusuzluk ve yetismem gereken yere ayirabilecegim 3 saat beni oldukca yordu.

  Her turlu ulasimi engelledikleri icin nerden nereye kadar yurudugumu soylemeyecegim,ama bu mesafeye insanlar genellikle tramvayla ulasiyor. (sanirim 6 durak kadar). Sirkeciyi gulhaneden bir tam tur atmami da sayarsak bir yillik spor ihtiyacimi karsilamis oldugumu dusunuyorum. Yolda maratonun tersine gidenlerden yaptigim kankalar da cabasi. Anlamadigim konuysa su: Teyzem sortunu gecirip kopru gecmeye calisiyorsa ona tramvayin da yol vermesi mi gerekiyor? Bunu da gectim hadi..

  Mimar olmaya calismak komik is.Elinde makina orayi burayi cekiyor, bir seyler yazip cizmeye calisiyorsan sana itinayla zombi muamelesi yapip, ya garip garip bakiyorlar, ya “baska isi gucu yok mu” deyip laf atiyorlar, ya da “beni de cek,aha bizi ceikyor” gibi cumlelerle ortama yorum katiyorlar. Iste bu yere tukurule tablo cizen sanatsever Turk insaninin, analiz yapmaya calisan zavalli ogrenciye bakis acisi ve sonsuz destegi! Bunu da gectim hadi..

  Baska bir zorlugu bu gezinin, bir zamanlar birileriyle bir seyler yapilan,her tarafi birtakim anilarla dolu bu ilginc yerin her yerini bir bir ogrenmek zorunda olmak.Daha once gectigin her yerin birileriyle alakali oldugunu hatirlayip,o zamanlar ne kadar da bu yere degil de birilerine ait oldugun hissine kapilip,kuyuya tas atmis gibi hissetmek. Sanki bastigin adimlarin yeri kalmis gibi ya da Sphendon gibi ustu katman katman doldurulmus da biri gelse de bizi fark etse der gibi. Bunu da gectim hadi..

  Bu 3 gunu bana en cok sevdiren sey gercek arkadasligin ne oldugunu hissettiren,ne kadar cok zorlansam da elinden geleni yapan insanlar oldu. Kendimi biraksam da bosluga,onlarin her biri birer yastik oluyorlar bana. Kendilerini taniyorlar,cok iyi hem de. Bunu da gectim hadi..

  Yorgunluktan zevk alarak,icinde kendim olmayan bir yigin fotografla,efkarlanaraktan geri dondum. Dondugum yeri seviyorum ama daha gelicem. Eksikler var daha. Bilbo’ya selam!. ve bunu okuyan herkese..

 DSC01028

September 27

.15

  Islanmayi sevmemek ama yine de islanmayi istemek gibi bir sorunum var.Yagmur yagiyor.Usuyorum,rahat degilim,korkuyorum,huzursuzum,aci bile cekiyorum; ama merakliyim,sabirliyim ve hatta bu halimden mutlu bile sayilabilirim,ama ‘ben’ den memnun degilim,cunku bu ‘ben’ beni sasirtiyor.Aksi ‘ben’ler hep bir agizdan itiraz ediyor,ama iste o arsiz ‘ben’ yine butun heybeti ve yuzsuzluguyle baskin cikmayi basariyor.

  Mutlu olmak mi onemli,memnun olmak mi? ‘Memnun’ daha cok bir seyin normal calismasi,hata cikarmamasi ve olagan surecine devam etmesi hallerinde kullanilirmis gibi.Bir kabullenme ve razi olma hali sanki.Sabit,rayinda,sorunuz,hatasiz vb. kelimelere yakin. ‘Mutlu’ ise daha cok her seyin duzgun gitmesiyle ilgili degil de,istedigin gibi gitmesi hissini vermesiyle alakali.Hicbir sey dogrularinla yan yana gitmeyebilir,buyuk carpikliklar ve cikmazlarla dolu olabilirsin,ama yine de bu durumdan zevk alip,heyecan duyup mutlu olabilirsin.Odanin herkese daginik gelmesi,ama senin her istedigini bulabilmen ve bu durumdan hosnut olabilmen gibi.

  Durust oldugumu dusunuyorum.Ama ‘durust’ de ‘memnun’ gibi soguk bir kelime.Rahatsiz bir kesinligi var.Bunun yerine ‘dusunceli’ kelimesini getiriyorum.Icinde bir sicaklik var cunku.Daha mutluya benziyor.Mutlu olunmasi ve edilmesi icin dogru uzuntulere,zamaninda karar verilebilmesi gibi..  

 

( 1. yaziya iyimser bir cevap olsun)  

  

May 03

maNzaRasi olmayaN yERlERE Cam acmak

   Sonu belliyken,yine de tereddut etmeden tum sanslarimi cikartiyorum cebimden.Az bir hevesi olsa,donup, ’ben’ diyecegim.’Evet o benim’ ama heves uykudaysa elimden bir sey gelmiyor.Tum  manzarasizliga ragmen dort duvari camdan yapmis gibiyim.Pencereler acik ama,hava bir turlu cigerlerime dolmayi basaramiyor..

   Bu yuzumdeki maske,ruhumdaki perde ne? Sanirim onlar  kirilmasinlar,anlamasinlar,alinmasinlar,ilgilenmesinler diye tasimayi baki kildilar bana.Tam yirtip aticakken o kucuk kiprtiyla,yine karsima cikan tum taninmasizliklar,cozemedigim her insan kisiligi tekrar taktiriyor bunlari bana.

   Evet mayis geldi,orasi dogru.Ama usudum biraz.Sagim solum belli olmayan ruzgarlarla dolu..Belki biri icime yumusacik bi battaniye serer.Televizyon karsisinda uyuyakalmisken annemin orttugu gibi isitir beni.Belki…Belki de tum her seyi birakir giderim,ayni hep galip gelen gurur gibi…

(baslik icin Busra'ya ;)

April 20

.13

   Yerinde olmayan seyleri yerine koymek gibi bir takintim var.Her seyin bir surekli yeri var ve bu sabit yer degistiginde garipsiyorum,eski yerine bakip bakip alisamiyorum.

   Ve simdi de hayatimda izi olan yuzleri yerlerine koymaya calisiyorum.Yavas yavas.Duzenli.Tam yerine koyabileceklerim var.Vestiyerde olanlar ve bir de yeri belli olmayanlar.En cok heyecani da onlar veriyor bana.

   Duzen insaniyim ya :) dengemi bozan,bu yeni alisma ve kararsizlik devrelerinden zevk aliyorum.Insan zor olana ozlem duyar ve daha cok acidan,daha cok gururlanir ya,oyle bir saskinlik evresindeyim.

   Ama eskilerimi kaldirdim,ihtiyaci olan Hayriye Teyze’nin torunlarina verdim.Ciciler giyme zamani.Bir sonraki yeniyinceye kadar..Ayikla(n)ma ve tazele(n)me zamani.

   Mis gibi,bahar geldi =)

April 04

(ruyama)

    Imdaaat!! Biri beni su klavyeye yapisan parmaklarimdan ve sanal ahkam kesme ortamlarindan kurtarsin!

Bu insan tuketme ve zaman yeme makinasi beni esir aldi.Galiba aptal olmadigini sanan aptallardan olacagim!

    Gercek biri istiyorum.Yanimda, basucumda dursun.Goreyim istiyorum,dokunayim.Bu yaziyi nasil kalemle yazdiysam ilk defa, karalayabileyim istiyorum onu da. Her harfi birbirinden farkli ve her satir cizgisiz  kagida yazilan satirlar gibi kaysin istiyorum.Ne programlar,ne karakterler,ne puntolar,ne de binlerce kucuk yaratik ifadeler istemiyorum. Gozune baktigimda gozunu hissetmek, sesini duydugumda gulumsemek, yalnizca bakmak ve sarilmak istiyorum.

    Beni canim yorganimdan bile uzak tutmayi basarabilen utanmaz bilgi kaynagi. Illetismekten daral geldi! Kurtulcam senden,gerceklere dalicam bak gor sen..

 


February 02

birthday =)

21,in hayatimdaki tek anlami Tim Duncan’in forma numarasi olmasiydi,ama su saatler itibariyle girecegim yas oluyor kendileri.
Yas aliyorum bu karli ve soguk gunden her yilin 2.ayinin 2sinde.. Kendime bu rengarenk saclarimi,dinlemekten bikmadigim Redd,in son albumundeki butun sarkilari ve yukardaki fevkalade dolunayi armagan ediyorum.Ozel bir gun biliyorum cunku kendimi seviyorum.Ozel bir gun biliyorum cunku ilkleri yasiyorum.Umitle bekleyip,siliyorum.Dehsetle farkedip,akillaniyorum.
Telefonuma mesajlar gelecek bir suru..Yanimda olan dostlarim olacak.. Benim icin onlarca yol yapan,tam yanima gelecekler ve iyi ki dogdun diyebilecekler bana yanibasimda.Sansliyim.. =)
Bir dogumgunu neyi gerektiriyorsa yapacagiz.Pasta,mum,sarki,iyi dilekler..Kirilmisliklari hatirlayip yuvarlayip gidecegiz. Gidebilecegiz cunku birlikteyiz nerde olursak olalim.Ailem,dostlarim,gulen yuzler,sorunsuz mesafeler ve ben..
Iyi ki dogdum … eceren.deviantart.com

 

January 18

mimarın mimardan baska dostu olmaz

 

  • Bir mimarlik ogrencisinin elleri kesik,sirti kambur,kafasi daima mesguldur.
  • Eskiz kagidinin parmaklari nasil ince ince dograyabildigini en iyi o bilir.
  • Bir mimarlik ogrencisinin cantasinda nester,bicak,igne,siringa gibi tehlikeli aletler olmazsa olmaz.
  • En cok evde kalan meslek grubu mimarlardir.
  • Hocasinin kendisinden 24 saat calismasini bekledigi ogrenci mimarlik ogrencisidir.
  • 0,1 kalemle 0,5 mm.lik cizgiler cizen akilli mimarlik okuyodur.
  • Omru bilgisayar,fotograf makinasi ardinda sanal sanal gecen kisi mimardir.
  • Hicbir sey yapmasa bile,masa basinda 4saat kalkmadan oturabilen kisiler de mimardir.
  • Yalniz mimarlik ogrencileri elaleme ‘dis mimar’ diye bir sey olmadigini anlatmak icin kendini kasar.
  • Uyku cesitlerine ismini vermis tek meslek grubudur: ‘mimar uykusu’ (sanirim gunde en fazla 4 saat ve azini uyuyanlara,yada 4 gun boyunca uyumayip diger 4 gunu yatakta geciren zombilerin uykusuna deniyor.)
  • Yalniz mimarlik ogrencileri  “aa… ne zevklidir sizin bolum,oyuncak gibi sunlara baakkk!” cumlelerini hazmetmeye mahkumdur. (bir sure sonra gulup gecmeye basliyorsunuz.)
  • Yalniz mimarlik ogrencileri atolyede sabahlama,okulda kalma eylemlerini rekor duzeyde gerceklestirir.
  • Mimardan sevgili olmaz.Olamaz cunku vakit ayiramaz.
  • Bir mimar egitim hayatinin ilk iki yili butun sevdiklerini erteler,diger yillar (son iki yil degil dikkat edin bitmez 4 yilda) onlara geri donmeye calisir. Tabi hala yerlerinde duruyorlarsa..
  • Ve bu maddelerin cogu alintidir. Yorum katilmistir.
  • Ve mimar olan,olmaya calisan herkes anlar. Olmayanlar degil.Uzgunum…
December 15

Adımlarım

Korkunc derecede korktugum ama cesaretimin bir turlu pesini birakmadigi adimlarim var.

Ileri attigim adimlarim var,dusunerek atiyorum bunlari,saydam bos bir sisenin ardindan baktigim gibi gorebiliyorum ne olacagini,az puslu,kazanimi cok,riskli,koca adimlar bunlar ama nerden bakarsan bak zevksizler,buyuk isler…

Yana attigim adimlarim var.Dalgalar gibi gelip geciyor.Ne zaman kapliyor,ne yer.. Sohbetli bir yemek gibi,dislerini fircalamak,piyango biletine amorti cikmasi gibi. Olmasi gerek(mey)en,gundelik hayat gibi...

 Geri attigim adimlarim var.Fark ederek,ders alarak cekildigim.Pismanlik ve gerginlikten ote,sabretmek gibi.Yanlis numarayi cevirmek,dilencilere sirt cevirmek gibi.Hata yapmaktan korkmadan yasamak iyi ama baskalarina hatalarini anlatmak zor.Hele benim gibi zor ikna oluyorsa.Haddini bilmek gibi.Haddim dunyalari asiyorsa,hududuma gem vuramam ki..Geri adimlarim bu yuzden az gibi..

 Yerinde saymalarim var.Hepsinden daha cikmaz,vazgecemediklerim..Adimlarim sakatlasiyor,nabzini sasirip nereye varacagini sasiriyor.En heyecanlisi da bu sanki.Bir gunun,haftanin,ayin,senenin olmamasi,saatin donup donup ayni yerde duramamasi gibi.Hergun sacini duzeltmek,hep bi kalbi tasimak gibi.Her an hicbir seyi kestirememek,kimin icin ne anlama geldigini,ne kadar iyi ne kadar kotu oldugunu,sevdigini,sevildigini,yuzsuzlugunu,fedakarligini bilememek gibi..Kuzeyde durup da guneye yuz vermek,sirtini donup de istemek gibi

 Adim gibi emin degilim. Her adimim cok kararliymis gibi geliyor adimlarken..ama farkli her biri.Celiskili.Sanki yeniden dogmak gibi.Sanki 20 yil yerinde saymis gibi…

 

September 02

iNCiR (içine açan çiçek)

      En sevdigin meyve ne sorusunun cevabi bende hic cevapsiz kalmamistir:  iNCiR!

     En kucuk yasama belirtilerinden,birbirine simsiki tutunmus halde icinde milyonlarcasina barindiran bu essiz meyveyi yerken birinin beni  gormesinden hoslanmayabilirim.Zira yemesi mesakkatli,elleri yikaninca  bile cikmayan bir yapiskanliga zorlayan,soymadan da edemedigim  sevgili tatli meyvecigim beni cok kisa sureligine ziyarete geliyor her  yil;bu yuzden onunla bas basa kalmak istiyorum. Agustos sonu,eylul  basi beni rahat birakin,incir yiyecegim,o kucuk minik hucreleri mideme  indirecegim.

    Hepsi birbirini ayni o milyon kucuk tanecikler disinizin  arasinda,yedikten saatler sonra bile huzursuzca kalabilir,ama bu beni  rahatsiz etmiyor,hatta seviyorum onlari bir bir citirdatmayi.

    Tatli incirim,sari incirim,mor incirim.Ben bir kucuk,balli,kabuklu,taze  incirim. Her yilin eylul ayi benim.Gec gelirim,cabuk giderim.Dislerinizi  rahatsiz ederim.

     Iste benim incirim,rahat birakin beni;soyup soyup incir yiyecegim.

DSC04197

August 06

PAS-PES

İşte bu,bi loş ışık,bi yalnızlık,bide yaşanmışlık,bunlar gerek bana. Ana göre yaşıyorum,ana göre şekilleniyor anılarım,çünkü ben balık hafızayım. Hafızamı kaleme aktarıyorum,ne var ne yoksa o derliyor anında. Bir anımı anlatayım size,ama her anlatışımda farklı olacak,çünkü ben ana göre unutabiliyorum ve ben.. ana göre mutluyum.

Sadece bir harfleri farklı olsa da mayaları zıt pas’la pes’in. Biri sürerli çünkü,diğeri bitmiş. Biri oturup yeniden düşünüyor,sıra savıyor,emin olamıyor,bekliyor,tartıyor,göremiyor ve sıkıntılı bir tıslamayla söylüyor: “PAS”. Biraz da tehditkar aslında,sıram gelince daha güçlü olacağım. Bu süre zarfında ne haliniz varsa görün! Toparlanacağım. Umut işte...Ama ondan daha kararlı,vakur,sert bir kütle var farkında. Daha mı doğru yapıyor,yine emin olamıyor. Huzursuz içinden,çünkü saygılı bir hayranlıkla izliyor bu kütlenin tek nefeste söylediği,hırçın ve acımasız “PES” diyişini. Pes diyor,pes ediyor birileri ondan daha fevri. Bu fevriliği kıskanıyor pas,ama oyundan tamamen çıkmadığı için bi yandan da seviniyor. Şans işte. Şansa inanıyor,umuyor. Hatta pes’in de bir zamanlar çok pas olduğunu düşünerek avunuyor. O zaman daha bir mutlanıyor,çünkü pes tmenin bir yeniliş olduğunu düşünmeye başlıyor. Yenilişi aslında kabullenmiş bu diyor,ne acı. Ben daha yenilmedim ki.

Ama hala neden bu kadar kıskanıyor pes’i? Bu umarsızlığın bu bitişin nesi iyi olabilir ki? Nedir pes etmiş birini,sadece bir el pas geçen birinden üstün kılan?

June 08

yolum

"Bi yol olsa.Başı ve sonu beyaz olsa.Kar yağsa yol bozulsa,yaz olsa asfalt erise.Yoldan binlerce araba gelip geçse,yola birsürü patikalar eklense,ama yol yine de aynı yere gidip gelse.Başı sonu değişmese.Yine başı sonu beyaz,yine iki ucu öylece kalsa..."

Ah güzel yolum,keşfedilesi patikalarım.Hep üzerinde yürüdüğüm,sağıma soluma dönüp koşarak sıçradığım. Sıçradığım gerçeklerim,ezdiğim yalanlarım,dağıttığım sevgilerim,süpürdüğüm hasretlerim...

Uzak yok.Yol benim çünkü herşeyiyle.Yolun her yerindeyim.Hep anayoldan gitmek istediğim,ama her seferinde yine bir dar,bir tozlu,bir zor bazen kolay,bazen kestirme,bazen düğüm,ama bir keşfedilesi,bir her seferinde kaybolunası patikalardan geçtiğim yol benim.Asıl yoluma yakın durup,deli patikalarda arandığım.Seviyorum sizi,seviyorum seni saklanıp nerde durursan dur,bir yol lambası olup göstereceğim seni her zaman -fısıldayarak- İştE oRdA iŞTe OrDa!!

May 21

,,,

dozu var ya herşeyin

ben bugünlerde dozdan şaşmış durumdayım

bu iyi değil..hiç iyi değil

farkındalık hiç iyi değil

elimdeki balta değil

balta saplanmış ben çıkarmışım elimde kalmış

sonra herkes Ece'nin elinde balta var sanmış

May 10

3.

   Bölünmüş yol çalışmaları var içimde. Bölündüm parça pinçik,tamir etmeye çalışıyorlar. Yamıyorlar,döşüyorlar,üzerimden silindirle geçiyorlar da bi insan mühendisi gerek bana. Yeniden inşa etsin,malzememi düzeltsin,devrelerimle oynasın,makinelarımı kontrol etsin,hatta bide çevremi düzenlesin,genlerimi incelesin,deney yapsın,madenlerimi,depremlerimi keşfetsin,beni yeniden tasarlayıp yaşamam gereken hayatın ortasına bırakıversin. Yepyeni,sapasağlam,mutlu bile olabilir hatta. Evet evet ilginç olur mutlu olsam. Farklı olur,belki zevkli bile olabilir mutlu olmak.

   Neşeli bi yazı ya bu (Ayça bilir) bu kadar geldi elimden neşeye dair, “mut” a dair,ona dair bana dair. “Sana Dair” güzel şarkı olmuş bu arada.   Evet evet bi mühendis istiyorum bunların hepsini yapabilecek,varsa böyle biri valla çok maaş vericem. Gelsin işe başlasın. Lütfen acele etsin ama yoksa denekten eser kalmayacak,girdiği çukurdan çıkması çok zaman alacak;küçülüp kaybolacak;eriyip bitecek;saklanıp yok olacak;bi köşeye çekilip salya sümük ağlayacak…